Selametle kime denir ?

Sarp

New member
Selametle Kime Denir? Bir Hikaye Üzerinden Düşünceler

Geçenlerde eski bir dostumla, yıllar sonra tekrar karşılaştık. Onunla tanıştığımızda üniversite yıllarının neşesi, heyecanı, derin sohbetleri ve hiç bitmeyen hayallerimiz vardı. Ama zamanla birbirimizden uzaklaştık, işler, hayat, sorumluluklar derken bağlantılar kopmuştu. O gün bir araya geldiğimizde, pek çok şey değişmişti; ama hâlâ eski dostluğun izleri vardı.

Yavaşça sohbet etmeye başladık. Birden, eski dostum "Selametle!" dedi, bana. O an bir duraksadım. "Selametle" demek, eskiden bu kadar sık duyduğum bir şey değildi. Bu, eski bir gelenek, eski bir anlam taşır mıydı? Gözlerimdeki şaşkınlık belki de biraz daha derin düşünmeme sebep oldu. "Selametle" demek, acaba kime denirdi? Gerçekten bugünün dilinde nasıl bir anlam taşıyor? Bu yazıyı yazarken, işte bu soruların peşinden gittim.

Selametle Kime Denir? Kavramın Tarihsel Kökenleri

"Selametle" kelimesi, Türkçede eski bir ifade olarak, birine güvenli, huzurlu bir yolculuk ya da sağlıklı bir yaşam dilemek için kullanılır. Arapça kökenli olup, “selamet” kelimesi, barış, huzur ve güvenlik anlamlarını taşır. Günümüzde, "selametle" genellikle bir vedalaşma şekli olarak kullanılır ve özellikle köylerde, kasabalarda daha yaygın bir şekilde karşımıza çıkar.

Eski zamanlarda, köylerden büyük şehirlere göç eden insanlar, ya da bir yerden bir yere uzun yolculuğa çıkanlar, "selametle" denerek uğurlanırdı. Bu, sadece fiziksel bir yolculuk değil, aynı zamanda hayat yolculuğunda birinin iyi dileklerle yol almasını istemekti.

Zaman içinde, bu kelimenin kullanımı azalsa da, halen duygusal bir derinlik taşır. Bugün, "selametle" demek, geçmişin bir hatırlatıcısı, insanın birbirine iyi dilekler dilemesi için eski bir yöntem olabilir. Ama, tam olarak kime denirdi? Birine iyi dileklerde bulunmak, onu sadece fiziksel olarak değil, manevi anlamda da güvenli kılmak isteyenlere "selametle" denir miydi?

Bir Hikayenin İçinde: Ali ve Elif'in Farklı Yaklaşımları

Hikâyemize dönecek olursak, Ali ve Elif'i tanıyalım. Ali, çözüm odaklı ve stratejik bir adamdı. Hayatını düzenli, planlı ve mantıklı bir şekilde yürütüyordu. Elif ise daha empatik ve ilişkisel bir kişiliğe sahipti. İnsanların duygularına saygı duyar, başkalarını anlamaya çalışır ve onlarla daha derin bağlar kurardı. Bu farklılıkları, her ikisinin de başlarına gelen bir olayda nasıl bir araya geldiğini görmek çok öğreticiydi.

Bir gün, Ali ve Elif, eski bir dostlarının cenazesinde bir araya geldiler. Her ikisi de birbirlerine "selametle" dediler. Ancak, bu "selametle"nin altında farklı anlamlar yatıyordu. Ali, daha çok bir tür duygusal mesafe koyarak vedalaşırken, Elif, ona anlamlı bir bakışla ve gözlerinde derin bir empatiyle “selametle” dedi. Bu, bir anlamda hem bir elveda hem de "iyi dileklerle git" demekti. Ali, Elif'in gözlerindeki bu derinliği fark etti ve bir an için şaşırdı.

Ali için "selametle" demek, bir tür selamlaşma ya da edebî bir ifadeydi. Hayatındaki çok şeyde olduğu gibi, mantıklı ve pratikti. Ancak Elif için bu kelime, duygusal bir anlam taşıyor, birinin yolculuğunda ona dair bir sorumluluk hissi de içeriyordu. Elif'in bakış açısını daha iyi anlamaya çalışan Ali, içsel bir değişim yaşamaya başladı. O anda fark etti ki, "selametle" demek, sadece bir vedadan öte, birine güvenli bir yaşam dilemek, ona iyi dileklerde bulunmak ve onun yolculuğunda kendisini güvende hissetmesini istemekti.

Kadınların Empatik, Erkeklerin Stratejik Yaklaşımları

Bu olayda, Elif’in empatik yaklaşımını, Ali’nin ise daha stratejik ve çözüm odaklı yaklaşımını gözlemlemek mümkündü. Bu, toplumsal cinsiyetin etkisiyle ilgili bir örnek olabilir. Toplumumuzda, erkekler genellikle daha mantıklı, çözüm odaklı ve stratejik bir yaklaşımla hareket ederken, kadınlar genellikle duygusal ve empatik bir bakış açısına sahiptir. Ancak bu genellemelerden kaçınarak, her bireyin farklı bir deneyimden geldiğini unutmamak gerekir.

Ali, “selametle” derken, bu kelimenin duygusal derinliğini pek kavrayamıyordu. Onun için bu sadece bir kelimeydi, hayatındaki birçok diğer “gereklilik” gibi. Oysa Elif, “selametle” dediğinde, bunun sadece bir söz değil, aynı zamanda bir bağ, bir sorumluluk taşıdığını hissediyordu. “Selametle” demek, sadece birine "güle güle" demek değil, onun yaşam yolculuğuna dair samimi bir dilekte bulunmaktı.

Bazen, insanlar en küçük şeylerde bile farklı duygusal derinlikleri keşfederler. Ali ve Elif'in hikayesinde olduğu gibi, bir kelime, farklı bireyler için farklı anlamlar taşıyabilir. Zenginlik, sadece maddi değil; duygusal zenginlik de bir insanı farklı kılar. Elif’in gösterdiği empati, Ali’ye hayatın daha derin anlamlarını hatırlatmıştı.

Selametle: Sadece Bir Kelime Mi?

Peki, biz bugün bu kelimeyi nasıl kullanıyoruz? Toplumda, "selametle" gibi ifadeler ne anlama gelir? Günümüzde, insanlar birbirlerine pek sık bu şekilde hitap etmiyorlar. Ancak, bu eski geleneği bir şekilde yeniden keşfettiğimizde, kelimenin taşıdığı anlam çok daha derinleşebilir. Selametle, birinin hayatına anlam katma, onun yolculuğunda bir sorumluluk hissi taşıma, ona güvenli ve huzurlu bir yaşam dileme anlamına gelir.

Bundan çıkarılacak ders, belki de şudur: İnsanlar sadece kelimeleri değil, kelimelerin taşıdığı anlamları da hissetmelidirler. Toplumda selametle birbirine iyi dileklerde bulunmak, bir sorumluluk, bir empatiyi ve aynı zamanda bir bağ kurmayı gerektirir.

Sizce, "selametle" gibi eski kelimelerin toplumda nasıl bir yeri vardır? Bugün bu kelimeyi ve benzerlerini nasıl daha anlamlı kılabiliriz?