Farkındalık yürüyüşü nedir ?

Koray

New member
Farkındalık Yürüyüşü Nedir? Sadece Yürümek mi, Yoksa Dikkati Yeniden Toplamak mı?

Farkındalık Yürüyüşü Nedir? İlk Bakışta Basit, Uygulamada Daha Karmaşık Bir Pratik

Farkındalık yürüyüşünü ilk düşündüğümde bende oluşan izlenim oldukça basitti: Telefonu bırakıp yürümek, etrafa bakmak ve biraz nefes almak. Fakat konu üzerine araştırdıkça bunun sıradan bir yürüyüşten farklı bir yönü olduğunu gördüm. Asıl mesele kilometre tamamlamak ya da belli sayıda adım atmak değil; yürürken bedenin, nefesin, çevrenin ve zihinden geçen düşüncelerin farkında olmaya çalışmak.

Günlük hayatta yürürken çoğumuzun zihni başka yerdedir. İşte yapılacaklar, aile meseleleri, geçmişte yaşanan bir konuşma veya henüz gerçekleşmemiş bir problem zihnimizi meşgul ederken bedenimiz otomatik olarak yürümeye devam eder. Farkındalık yürüyüşü ise bu otomatikliği kısa süreliğine fark etmeyi ve dikkati yeniden içinde bulunulan ana getirmeyi amaçlar.

Burada önemli bir ayrım var: Farkındalık yürüyüşü, “hiçbir şey düşünmemek” anlamına gelmez. Zihnin düşünmesi normaldir. Amaç düşünceleri zorla susturmak değil, onları fark edip tekrar yürüyüşün kendisine dönmektir.

Nasıl Yapılır? Mistik Bir Ritüel Olmasına Gerek Yok

Farkındalık yürüyüşünün uygulanması için özel kıyafetlere, pahalı ekipmanlara veya mutlaka doğada bulunmaya ihtiyaç yoktur. Daha sakin bir sokakta, parkta veya günlük ulaşım sırasında bile uygulanabilir.

Örneğin yürürken birkaç dakika boyunca ayakların yere temasına dikkat edilebilir. Topuğun yere değmesi, ayağın ağırlık aktarması ve parmakların zeminden ayrılması gözlemlenebilir. Daha sonra nefese dikkat edilebilir. Nefesi değiştirmeye çalışmak yerine doğal ritmi fark etmek yeterlidir.

Çevredeki sesleri dinlemek de başka bir yöntemdir. Trafik, kuşlar, insanların konuşmaları, rüzgâr veya kendi adımlarımız… Burada amaç sesleri “iyi” veya “kötü” diye değerlendirmekten ziyade onları oldukları gibi fark etmektir.

Dikkat dağıldığında ise başarısız olduğumuzu düşünmemek gerekir. Tam tersine, “Düşüncelerim başka yere gitmiş” diyebilmek farkındalık pratiğinin kendisidir.

Bilimsel Kanıtlar Ne Söylüyor? Beklentiyi Gerçekçi Tutmak Gerek

Farkındalık yürüyüşünün popülerleşmesi, onun hakkında yapılan her iddianın bilimsel olarak kanıtlandığı anlamına gelmiyor. Bence bu konuda en önemli eleştiri noktalarından biri de burada ortaya çıkıyor. Sosyal medyada bazen birkaç dakikalık yürüyüşün stresi ortadan kaldıracağı, zihinsel sorunları çözeceği veya hayatı tamamen değiştireceği söylenebiliyor. Bilimsel kanıtlar böyle kesin sonuçlar çıkarmaya izin vermiyor.

Bununla birlikte, yürüyüşün fiziksel aktivite olarak sağlık açısından güçlü kanıtları var. Dünya Sağlık Örgütü yetişkinlerin haftada en az 150-300 dakika orta yoğunlukta aerobik fiziksel aktivite yapmasını öneriyor. Yürüme de fiziksel aktivite kapsamında değerlendiriliyor ve fiziksel aktivitenin depresyon ve anksiyete belirtilerini azaltmak dahil çeşitli sağlık yararlarıyla ilişkili olduğu belirtiliyor.

Dolayısıyla farkındalık yürüyüşündeki faydanın ne kadarının “farkındalık”tan, ne kadarının bizzat hareket etmekten kaynaklandığını birbirinden ayırmak gerekiyor.

Bu konuda dikkat çekici bir randomize kontrollü çalışma da var. Psikolojik sıkıntı düzeyi yüksek 74 yetişkinin katıldığı çalışmada, dört hafta boyunca uygulanan farkındalık yürüyüşü programı stres belirtilerinde kontrol grubuna kıyasla daha büyük bir azalmayla ilişkilendirildi. Ancak araştırmacılar daha güçlü karşılaştırmalar ve uzun dönem takip çalışmalarına ihtiyaç olduğunu da belirtti.

Bence bu ayrıntı çok önemli. Çünkü “Bir araştırmada olumlu sonuç çıktı” demek ile “Farkındalık yürüyüşü kesin olarak stresi tedavi eder” demek arasında ciddi bir fark var.

Farkındalık Yürüyüşünün Güçlü Tarafı: Ulaşılabilir Olması

Bu uygulamanın en güçlü yönlerinden biri son derece erişilebilir olması. Meditasyon yapmak için sessiz bir oda bulamayan bir insan yürürken de birkaç dakikalığına dikkatini bedenine ve çevresine yöneltebilir.

Üstelik yürüyüş zaten günlük yaşamın doğal bir parçası olabilir. İşe giderken, markete yürürken veya akşam kısa bir tur atarken farkındalık unsurları eklenebilir. Bu nedenle ayrı bir “kişisel gelişim programı” oluşturmayı gerektirmemesi önemli bir avantajdır.

Bir başka avantajı da hareket ile zihinsel dikkat arasında bağlantı kurmasıdır. Uzun süre oturup yalnızca düşüncelere odaklanmak bazı kişiler için zor olabilir. Yürüyüş sırasında bedenin ritmi, zihinsel dikkati bir noktada tutmak için doğal bir dayanak sağlayabilir.

Fakat burada da ölçülü olmak gerekiyor. Farkındalık yürüyüşü herkes için aynı sonucu vermeyebilir. Bazı insanlar yürürken rahatlamak yerine daha fazla düşünmeye başlayabilir. Bazıları kalabalık ortamlarda çevresine odaklanmaktan huzursuz olabilir. Dolayısıyla “herkese iyi gelir” yaklaşımı yerine “bazı insanlar için yararlı ve uygulanabilir bir yöntem olabilir” demek daha bilimsel bir tutumdur.

Zayıf Tarafı: Farkındalık Bazen Yeni Bir Performans Alanına Dönüşebiliyor

Burada biraz eleştirel olmak gerektiğini düşünüyorum. Modern yaşamda neredeyse her şey ölçülebiliyor: Adım sayısı, kalori, uyku süresi, kalp atış hızı, yürüyüş mesafesi…

Farkındalık yürüyüşü de aynı mantığın içine sokulduğunda amacından uzaklaşabilir.

“Bugün 10.000 adım attım, 20 dakika farkındalık yaptım, demek ki başarılıyım” düşüncesi ortaya çıkabilir. Oysa farkındalığın amacı yeni bir başarı puanı kazanmak değildir.

Hatta yürüyüş sırasında “Şu an yeterince farkında mıyım?” diye kendimizi sürekli kontrol etmek bile başka bir zihinsel baskıya dönüşebilir. Bence burada en sağlıklı yaklaşım, uygulamayı bir sınav gibi görmemektir.

Bir diğer sınırlılık ise mevcut araştırmaların sayısı ve yöntemlerinin henüz yürüyüşün her durumdaki etkisini kesin biçimde ortaya koyacak kadar güçlü olmamasıdır. Nitekim 2021 yılında yayımlanan bir araştırma protokolünde, farkındalık yürüyüşünün ruhsal ve kardiyovasküler sağlık üzerindeki etkilerini sistematik biçimde değerlendiren yeterli kapsamlı incelemelerin bulunmadığı belirtilmişti.
 
Üst