Eser'in boyu kaç ?

Koray

New member
Eser Yenenler'in Boyu Kaç? Küçük Bir Biyografi Sorusu, Büyük Bir Toplumsal Mesele

Bazen internette çok basit görünen bir sorunun peşine takılıyoruz: “Eser Yenenler’in boyu kaç?” İlk bakışta bunun yalnızca santimetre cinsinden cevaplanabilecek bir magazin bilgisi olduğunu düşünüyoruz. Fakat beden ölçülerine duyduğumuz merak biraz yakından incelendiğinde, aslında toplumun insan bedenlerine ne kadar anlam yüklediğini de görüyoruz. Boy, kilo, ten rengi, saç, beden biçimi ve yaş gibi özellikler yalnızca biyolojik veriler olarak kalmıyor; insanların çekicilik, güç, statü, kadınlık ve erkeklik hakkındaki düşüncelerini de etkileyebiliyor.

Eser Yenenler için internette yer alan biyografik kaynaklarda boyu genellikle 1,83 metre (183 cm) olarak belirtiliyor. Bazı kaynaklarda 1,82 metre şeklinde küçük bir farklılık bulunsa da 183 cm bilgisi birden fazla biyografi kaynağında tekrar ediliyor. Kacyasinda+2Haber 365+2

Benim burada kişisel bir deneyim aktarmam doğru olmaz; çünkü Eser Yenenler'le veya onun boyuyla ilgili bireysel bir deneyimim yok. Bu nedenle aşağıdaki değerlendirmeyi kişisel tanıklık yerine akademik araştırmalar ve yayımlanmış çalışmalar üzerinden yapmak daha sağlıklı. Asıl ilginç soru da zaten “Eser kaç santim?” sorusundan sonra geliyor: Bir insanın boyu neden toplum tarafından bu kadar anlamlı bulunuyor?

183 Santimetre Neden Sadece 183 Santimetre Değil?

Boy, biyolojik açıdan ölçülebilen fiziksel bir özelliktir. Fakat toplumsal açıdan aynı zamanda bir “işaret” gibi okunabilir. Uzun bir insanın daha güçlü, daha özgüvenli, daha otoriter veya daha lider olduğu düşüncesine kapılmak bunun örneklerinden biri.

Bu algının tamamen bireysel bir hayal ürünü olduğunu söylemek de doğru olmaz. Sosyal psikoloji araştırmaları, boyun insanların birbirlerini değerlendirme biçimleriyle ilişkili olabileceğini uzun süredir inceliyor. Örneğin 1992 yılında yayımlanan bir araştırmada hem erkekler hem kadınlar için boyla ilgili kalıpyargılar tespit edilmiş; özellikle kısa olmanın çeşitli sosyal değerlendirmelerde dezavantaj oluşturabildiği görülmüştür. Tandfonline

Fakat burada çok önemli bir ayrım var: Bir özellik ile belirli bir toplumsal sonuç arasında ilişki bulunması, o özelliğin sonucu doğrudan yarattığı anlamına gelmez.

Örneğin daha uzun kişilerin bazı işlerde daha yüksek gelir elde etmesi, “uzun insanlar daha başarılıdır” sonucuna otomatik olarak götürmez. Princeton Üniversitesi araştırmacıları Anne Case ve Christina Paxson'ın çalışmaları, boy ile gelir arasındaki ilişkinin çocukluk dönemindeki bilişsel gelişim, eğitim ve meslek seçimi gibi faktörlerle bağlantılı olabileceğini ileri sürüyor. PMC+1

Dolayısıyla Eser Yenenler'in 183 cm olması, onun mesleki başarısını açıklayan bir neden olarak görülmemeli. Televizyon ve sahne kariyerini yalnızca fiziksel bir özelliğe indirgemek, insan hayatındaki eğitim, yetenek, çalışma, fırsatlar ve sosyal çevre gibi faktörleri görmezden gelmek olur.

Erkeklik Normları ve “Uzun Olma” Baskısı

Boy konusu özellikle erkekler açısından toplumsal cinsiyet normlarıyla kesişebiliyor. Geleneksel erkeklik anlayışlarında uzunluk sıklıkla güç, koruyuculuk ve fiziksel üstünlükle ilişkilendiriliyor.

Bu nedenle kısa boylu bir erkeğe “yetersiz”, uzun bir erkeğe ise “daha erkeksi” gözüyle bakılması, biyolojik bir zorunluluktan çok toplumsal olarak üretilen beklentilerin sonucudur.

2025 yılında yayımlanan ve Birleşik Krallık'ta 242 heteroseksüel yetişkinle gerçekleştirilen bir araştırma, partner boyuna verilen önem ile toplumsal cinsiyet normları arasında ilişkiler bulunduğunu bildirdi. Araştırmada boyu önemli bulan kadınların bazıları bunu kadınsılık ve korunma beklentileriyle, bazı erkekler ise erkeksilik ve baskınlık algısıyla ilişkilendirmişti. Araştırmacılar bununla birlikte boy tercihlerinin kültürler arasında değişebileceğini ve bulguların bütün insanlara genellenemeyeceğini özellikle dikkate alan bir çerçeve sunuyor. PMC+1

Bu noktada erkeklerin deneyimleri çeşitlilik gösteriyor. Bir erkek 183 cm olduğu için herhangi bir baskı hissetmeyebilirken başka bir erkek aynı toplum içinde 165 cm olduğu için sürekli boyuyla ilgili şakalarla karşılaşabilir. Başka biri ise boyunu hiç önemsemeyebilir.

Nitekim Avustralya ve Yeni Zelanda'da 2.733 cinsel azınlık erkeğiyle yapılan bir araştırmada katılımcıların yüzde 11'i boy temelli ayrımcılık yaşadığını bildirmiştir. Çalışmada boy memnuniyetsizliği ve boy nedeniyle olumsuz muamele deneyiminin yaşam kalitesiyle ilişkili olduğu, ancak bu ilişkilerin büyüklüğünün küçük olduğu bulunmuştur. PubMed

Bu nedenle “erkekler boy konusunda takıntılıdır” gibi genellemeler yerine, erkeklerin farklı sosyal ortamlarda farklı boy baskıları yaşayabileceğini kabul etmek daha anlamlıdır.

Kadınlar Açısından Mesele Neden Daha Karmaşık Olabiliyor?

Kadınların bedenleri üzerinde toplumun kurduğu denetim çok farklı biçimlerde ortaya çıkabiliyor. Kadınlardan bir yandan zarif, ince ve narin olmaları beklenirken diğer yandan güçlü, özgüvenli ve başarılı olmaları istenebiliyor. Boy da bu çelişkilerin arasında anlam kazanabiliyor.

Uzun bir kadın bazı ortamlarda “güçlü” ve “dikkat çekici” olarak görülürken, başka bir sosyal çevrede “fazla uzun” veya geleneksel kadınlık beklentilerine uymayan biri olarak değerlendirilebilir. Kısa bir kadın ise bir yerde “zarif” bulunurken başka bir yerde ciddiye alınmayabilir.

Burada kadınların deneyimlerini tek bir kalıba sokmamak gerekiyor. Her kadın boyunu problem olarak görmez. Bazı kadınlar bedenleriyle son derece barışık olabilir. Bazıları ise okul döneminden iş yaşamına, flört ilişkilerinden sosyal medyaya kadar farklı alanlarda bedenleri hakkında yorumlara maruz kalabilir.

2025 tarihli araştırmanın önemli taraflarından biri de tam olarak bu çeşitliliği göstermesi: boy tercihlerinin toplumsal cinsiyet normlarıyla ilişkisi bulunabilse de bunun bütün kadınların aynı şeyi istediği anlamına gelmediğini görmek gerekiyor. PubMed

Bu nedenle kadınların deneyimini konuşurken “kadınlar uzun erkeklerden hoşlanır” gibi kesin cümleler yerine, bazı kadınlarda böyle bir tercih bulunabildiğini ve bu tercihin toplumsal normlardan da etkilenebileceğini söylemek çok daha bilimsel olur.

Irk, Ten Rengi ve Boy: Eşitsizlikler Birbirinden Bağımsız Değil

Boy meselesinin en dikkat çekici taraflarından biri, tek başına ele alındığında bazı eşitsizlikleri görünmez hale getirebilmesi.

Irk ve ten rengiyle ilgili araştırmalar, fiziksel özelliklerin sosyal değerlendirmelerde birbirleriyle etkileşebildiğini gösteriyor. Örneğin 2018'de yayımlanan bir çalışmada ten rengi, boy ve cinsiyetin gelirle ilişkilerinin birbirinden bağımsız olmadığı; bazı gruplarda fiziksel özelliklerin ekonomik sonuçlarla farklı biçimlerde kesişebildiği bildirildi. Araştırmacılar özellikle boy, ten rengi ve cinsiyet arasındaki etkileşimlerin basit “uzun = avantajlı” formülünün yeterli olmadığını gösterdi. PMC+1

Bu çok önemli.

Çünkü “uzun olmak avantajdır” dediğimiz anda şu soruyu sormamız gerekiyor: Kimin için, hangi toplumda, hangi dönemde ve hangi başka sosyal özelliklerle birlikte?

Bir insanın boyunu; cinsiyeti, ten rengi, sınıfsal geçmişi, eğitim seviyesi, ekonomik durumu ve sosyal çevresinden tamamen bağımsız düşünmek mümkün değil. 2024 tarihli sosyoloji çalışması da boyun toplumsal anlamının ırk, sınıf, cinsiyet ve güzellik idealleriyle kesiştiğini, ancak boyun bunların hiçbirine indirgenemeyeceğini vurguluyor. Compass Hub
 
Üst